Arkeoloji, paleontoloji ve antropoloji insanların kendini ve çevresini anlamasında önemli bir payı olan bilim dalları. Ancak modern bilim adamlarının şişe kapağının rengine bakarak şişenin içindeki şeyi tahmin edercesine yaptığı kendilerine göre "Bilimsel" olan yorumlar gerçekten adamı çıldırtır. Neden mi bahsediyorum? Mesela bulunmuş bir kafatası fosili alınır ve gayet bilimsel çekilde üzeri macunlanı

"yaşarken neye benziyordu?" sorusuna yanıt aranır. Ancak kemikler yüz hatlarını belirtsede üzerinde bulunan dokunun kalınlığını, ne kadar kıllı olduğunu, rengini, dudağın kalınlığını vs belirtmez. Bu sorunu bilim adamı ustalıkla çözer. Buluntu eğer 50.000 yaşında falansa bu yaratık henüz homo'dur ama saphiens değildir onu erectus yapmak lazım gelir ve dudakları kalın gıdığı sarkık ve yüzü kıllı yapıverirler. Gerçekte bu kabul tamamen subjektiftir ama bilim adamlarımız gayet bilimsel olduğunu iddaa eder. Hatta bilimselliğinin katınıtı "bilimsel kanıtlar" değil bilim dergilerinin tirajıdır. ne kadar çok insan kabul etmişse o kadar bilimsel olu verir. Ve bu bilim anlayışı Pithdown adamı gibi bir sürü bilimsel fiyaskoyla da doludur. Bunu öyle katı bir inatla yaparlar ki doğru birşeyler öğrenmek için okulu bırakmanız gerekir. Mesela bilim insanlık tarihinin "Evrimi" söz konusu olduğunda bundan 20.000 yıl kadar önce insanların maymunluktan henüz çıktığını, avcılık ve toplayıcılık yaptığını küçük aile dışında sosyalleşmediğini, hırıltı bezeri sesler çıkardığını anlatır. Ve herkesin aklında sözde bilim adamlarının çizdiği mağarasında ateş başında oturan kıllı mağara adamları gelir. Halbu ki o tasfir hiç bir bilimsel kanıta dayanmaz varsayımlardan oluşmuş bir tasvirdir. Ama aramızda bunun yanlış olabileceğini düşünenler pek azdır. Onlarda zaten hocaları tarafından güzel bi FFle cezalandırıldıktan sonra ıslah edilivermiştir. Bu varsayımsal, Subjektif ve Doğmatik bilimin bir diğer büyük özelliği ise seçici körlükte gayet yetenekli olmalarıdır. Örneğin insanların ilk önce tunç metalini kullanmayı öğrendiğini savunur. Ve tunç metalini kullanan insanlar henüz yeni sosyalleşmiş günümüz insanına göre ilkel zekaya sahip insanlardır. Ama konu bu işin derinine inmeye gelince hepsi kör oluverir. Nasıl mı? tunç metali bakır ve kalayın karşımından oluşmuş bir alaşımdır. Kalayda doğal bir maden olmayı

oda bir alaşımdır. bu metaller doğada tozlaşmış yada kristal halinde bulunur. Bir insanın Tunç elde edebilmesi için önce bakır cevherini ve diğer gerekli cevherleri ayırt edip tanımlayacak bilgi birikimine sahip olması gerekir. İkincisi bu cevherleri çıkarak maden ocakları yapabilmelidir. Maden ocağı yapmak içinde çeşitli bilgi ve alet-edevat gekir. Üçüncüsü çıkarılan ham cevherlerin eritilmesi için fırınlar yapması gerekir. (bakırın erime sıcaklığı 1085c) Bu fırınlarda kullanmak üzere körük maşa vb ayrıca alet edevat gereklidir. Dördüncüsü bu adamların hangi maddeyi hangi yüzde ile karıştırı

"Tunç" elde edeceklerini bilecek kadar metalurjide bilmeleri lazım gelir. Bunları yapabilen toplumlar kesinlikle "Geri zekalı" olması mümkün değildir. Ayrıca bu kadar şey bilip yapan insanların demiri bilmemeleride mümkün değildir. Demir olamdan maden ocakları açmaları fırınlar körükler maşalar yapmaları mümkün değildir. Diyeceksiniz ki madem bu insanlar demiri kullanıyordu inanıldığı gibi ilkel değildi şimdi niye kalıntılarını bulamıyoruz. Bu sorunun cevabı ise korosyondur. Şu anda çevrenizde olan maddelerin ihtivasına bir bakın. ulaşabileceğiniz ve sizin uygarlığınızın kanıtı olan her eşyanın yapıldığı madde çürümeye mahkümdür. En dayanıklısı cam. O bile sadece 4000 yıl dayanır. Şu anda yaşadığımız uygarlık bir salgın hastlıkla yok olsa sağ kalan çok az sayıda insan nesli devamlılığını sağlasa ve aradan 50.000 yıl geçse o modern şehirlerden geriye depremler yağmurlar vs mekanik etkenler ve korozyon sonucunda sadece bir kaç temel kalintısı ve bir kaç parça taş eşya kalacaktır. Teknoloji harikasi pcninz tamamen çürüyü

yok olurken arkadaşınızın hattuşadan size hediye aldığı küçük tanrıça heykeli orada kalır. Belki 50.000 yıl sonra sizin kalıntılarınızı inceleyecek arkeolog sizin o heykeli yapmayı henüz öğrendiğinizi demiri işleyemediğinizi hatta o heykele taptığınızı filan iddaa edebilir. hatta siz elektrikli olcakta yemek yaptığınız için o kömür kalıntısıda bulamayacak belkide ateşten bi haber olduğunuzu düşünecektir. Günümüz bilimi kabullerinin bir biri ardına yıkıldığı bir sürece girmiştir. Zira ortaya çıkmıştır ki bilim adamlarının henüz modern insan olmadığını iddaa ettiği dönemlere ait kanalizyonları, su yolları olan şehirler ve bu şehirleri bir birine bağlayan 300km den uzun yollar. mö.2000 yılına ait piller. mö.4000li yıllarda kullanılan ampüller, bina yapımında kullanılmış ve başka yerlerden getirilmiş 400 ton ağrılığında taşlar keşfedilmiştir. konuşamaması ve aptal olması gereken neandertallere ait 7 notalı flütler bulunmuştur. Akadların satürnün halkalarını bilidiği ve mercek kullandığı öğrenilmiştir. Sümerler dünyanın ve diğer gezegenlerin yuvarlak olduğunu dünyanın kendi çevresinde döndüğünü ve gezegenlerinde güneş çevresinde döndüğünü biliyordu. Mayalar astrolojiyi abartmışlar öyleki dünya yılını tam olarak hesaplamayı geçin venüs yılını bile hesaplamışlar ve hatta her 6000 yılda bir venus yılının bir gün eksildiğini bilecek kadar gelişmişlerdi. Burda sadece bir kaç örneği verebildiğim sadece adresi belli olanlardır. yani aşşağı yukarı isimlerndirip tanımladığımız uygarlıkların izleri. Bide asla tanımadığımız ve tanımlayamayacağımız uygarlıklardan kalan buluntular var. Birisi bir kömür taşının içinde kalı

korozyondan korunun demir çanak. Kaç yaşında dersiniz! Tam 387 milyon yaşında! yada bir kil katmanının içinde kalı

korosyondan kurtulan metal çivi, oda 241 milyon yıllık. Bu zaman zarfları bizim dogmatik bilimin hırçın savunucusu bilim adamları tarafından bir tek doğru düzgün kompleks memelinin evrilmediğini iddaa ettikleri dönemler. Ama görülüyorki o dönemde metali keşfedip işleyip kullanacak bilgi ve kültüre sahip insanlar yaşıyordu ve evrilmemişti. Ama bunları dönemin science dergisi her ne kadar yayınlasada nedensee saçma salak taş devri ile başlayan insan tarihi paçavrası bilim adına insanlara dayatılmaya devam ediyor.
--
What I resist, persists, and speaks louder than I know
What I resist, you love, no matter how low or high I go
--
What I resist, persists, and speaks louder than I know
What I resist, you love, no matter how low or high I go
--
bugün, yine yeni bir yaşam başlayacak...
Previous Page12345...Next Page